Epiretinal membran (ERM), retina iç limitan membranı (ILM) üzerinde oluşan fibrosellüler proliferatif dokudur. Makula puckerı, selofan makulopatisi, preretinal makula fibrozu, vitreomaküler arayüz sendromu olarak da adlandırılır11). Epiretinal membran sekonder olarak retina kıvrımları, makula ödemi ve traksiyonel retina dekolmanına neden olabilir.
Epiretinal membranidiyopatik ve sekonder olarak sınıflandırılır. Sekonder olanlara makula puckerı da denir11).
İdiyopatik epiretinal membran arka vitreus dekolmanı (PVD) ile ilişkilidir ve 50 yaş üstünde sıktır. Sekonder epiretinal membranretina yırtığı, regmatojen retina dekolmanı, intraoküler cerrahi, travma, retina damar tıkanıklığı, üveit, diyabetik retinopati, retinitis pigmentoza gibi çeşitli göz hastalıklarına sekonder gelişir.
Prevalans, inceleme yöntemi ve hedef popülasyona göre değişir ve geniş bir aralıkta rapor edilmiştir. Çalışmalardaki prevalans aşağıda özetlenmiştir.
Çalışma
Hedef Popülasyon
Prevalans
İnceleme Yöntemi
Beijing Eye Study
Çin kentsel bölge
%2.2
Fundus fotoğrafı
Handan Eye Study
Çin kırsal bölge
%3.4
Fundus fotoğrafı
Blue Mountains Eye Study
Avustralya
%7.0
Fundus fotoğrafı
Melbourne Cohort
Avustralya
%8.9
Fundus fotoğrafı
Los Angeles Latino Eye Study
Hispanik
%18.8
Fundus fotoğrafı
MESA
ABD çokuluslu
%28.9
Fundus fotoğrafı
Beaver Dam Eye Study (20 yıl)
ABD beyazları (ortalama 74.1 yaş)
%34.1
SD-OCT15)
Selofan makülopatisi (asemptomatik ERM) prevalansı %1.8-25.1, semptomatik ERM (premaküler fibrozis) ise %0.7-3.9 olarak bildirilmiştir12). ABD’de yaklaşık 30 milyon kişinin etkilendiği tahmin edilmektedir12). Bilateralite %20-35 oranında görülür11). Irksal farklılıklar da bildirilmiştir; MESA çalışmasında Çinlilerde %39.0, Hispaniklerde %29.3, beyazlarda %27.5 ve siyahlarda %26.2 olarak bulunmuştur16).
Beş yıl içinde ERM’lerin %29’u ilerler, %26’sı geriler ve %39’u stabildir (Blue Mountains Eye Study)14). Selofan makülopatisinin ilerlemesi 5 yılda sadece %20’dir. PVD varlığında ERM’nin kendiliğinden ayrılması %1.5 (1091 gözde 16 göz), PVD yokluğunda ise %13.6 (157 gözde 21 göz, ortalama 33 ay takip) oranında görülür12). Semptomlar ortaya çıkana kadar cerrahiyi ertelemek, acil cerrahiye kıyasla prognozu kötüleştirmez12). Arka vitreus dekolmanı olmayan gençlerde nadiren kendiliğinden ayrılma olabileceğinden dikkatli takip önerilir.
Nörofibromatozis tip 2’de (NF2) epiretinal membran prevalansı %80’e ulaşır 9). VMT (vitreomaküler traksiyon) prevalansı %0.4-2.0 (63 yaş ve üzeri) olup, ERM ve VMT sıklıkla birlikte görülür 12).
Klinik şiddet sınıflandırması olarak Gass sınıflandırması yaygın olarak kullanılır.
Derece
Bulgular
Görme Keskinliği Referansı
Derece 0
Şeffaf ince membran (selofan makülopatisi). Retina iç katmanlarında deformasyon yok
İyi
Derece 1
Membran kontraksiyonuna bağlı retina kıvrımları. Retina küçük damarları belirsizleşir
Genellikle 0.5 ve üzeri
Derece 2
Gri opak kalın membran. Makülada belirgin kıvrımlar
Azalmış
QEpiretinal membran her zaman ameliyat gerektirir mi?
A
Her epiretinal membran ameliyat gerektirmez. Semptom yoksa, semptomlar hafifse veya görme keskinliği iyiyse takip tercih edilir. Doğal seyirde 5 yıl içinde %29’unun ilerlediği, %26’sının gerilediği ve %39’unun stabil kaldığı bildirilmiştir14) ve semptomlar ortaya çıkana kadar ameliyatın ertelenmesi prognozu kötüleştirmez12). Ameliyat genellikle düzeltilmiş görme keskinliği 0.7 veya daha düşük olduğunda ve metamorfopsi şiddetliyse veya görme kaybı nispeten akut ve epiretinal membrana bağlı olduğunda düşünülür. Nihai karar hastanın subjektif semptomlarına göre verilir.
Epiretinal membrançoğunlukla asemptomatiktir ve birçok vaka rutin muayeneler veya başka hastalıkların takibi sırasında tesadüfen saptanır. Semptomatik vakalarda aşağıdaki belirtiler görülür:
Metamorfopsi (çarpık görme): Düz çizgiler eğri görülür. En karakteristik ve hastanın en kolay ifade ettiği belirtidir.
Görme azalması: Membranın kasılması ve kalınlaşması ilerledikçe ortaya çıkar.
Mikropsi: Nesneler olduğundan küçük görülür. Membran traksiyonuna bağlı makula deformasyonu nedeniyledir.
Makropsi: Nesneler olduğundan büyük görülebilir.
Tek gözde çift görme: Bir gözle iki görüntü görülür.
Okuma güçlüğü, araba kullanma güçlüğü, binoküler görme güçlüğü: Günlük yaşamı etkileyen en sık şikayetlerdir12).
Amsler gridi, metamorfopsinin kendi kendine izlenmesinde yararlı bir araçtır ve hastanın semptomların ilerlemesini kendisinin kontrol etmesini sağlar12).
Yarık lamba muayenesinde makula yüzeyinde parlaklık, retina kıvrımları ve damar kıvrımlanması görülür. Yarık ışığı genişletilerek makula incelendiğinde, membran kalınlığı ve yayılımı OCT görüntüleriyle birlikte değerlendirilebilir. Erken evrelerde su ipeği refleksi (water silk reflex) olarak adlandırılan parıltılı bir yansıma karakteristiktir. Lezyon ilerledikçe makula ödemi ve psödomaküler hol görülebilir.
Kalın, beyaz, opak membranlar daha semptomatik olma eğilimindedir ve makula ektopisine neden olurlar12). Normal foveal çukurluğun kaybı, makulada kistik değişiklikler, lamellar makula deliği ve tam kat makula deliğine ilerleme de mümkündür.
Vitreopapiller traksiyon: Optik disk çevresinde vitreus yapışıklığı ERM’ye eşlik edebilir. Optik disk ödemi (konjestif disk) ile karıştırılabileceğinden dikkatli olunmalıdır12).
Optik koherens tomografi anjiyografide (OCTA) foveal avasküler bölgenin (FAZ) morfolojik değişiklikleri görülür. Epiretinal membranlı gözlerde FAZ alanı 0.11 mm² olup, sağlıklı gözlerdeki 0.24 mm²’ye kıyasla anlamlı derecede daha dardır2).
Makulaepiretinal membranı ile en önemli ilişkili faktör arka vitreus dekolmanıdır (PVD). Geleneksel hipoteze göre, PVD sonrası kalan kortikal vitreus, internal limitan membran (ILM) yırtılmasına neden olur ve glial hücreler ile RPE hücreleri vitreus boşluğuna göç ederek fibroblast benzeri hücrelere farklılaşır ve çoğalarak makulaepiretinal membranını oluşturur11).
Son yıllarda destek kazanan yeni hipotezde, ILM yırtılmasının gerekli olmadığı ileri sürülmektedir. ILM üzerinde kalan vitreus korteksindeki hücrelerin miyofibroblastlara aktive olarak membran oluşumu ve kontraksiyonuna yol açtığı bir mekanizma önerilmektedir12).
Arka vitreus dekolmanı oluşmamış olsa bile, arka vitreus jeli içinde sıvılaşmış boşluklar (arka vitreus prekortikal cebi) bulunur. Cebin arka duvarı ince ve elastik vitreus korteksidir ve makula önünde bulunan bu arka vitreus korteksinde hücre proliferasyonu gibi modifikasyonların makulaepiretinal membranını oluşturduğu düşünülmektedir.
Arka vitreusun ayrılmamış olduğu ve cebin arka duvarının makulaya yapışarak retinayı çektiği olgular ile tam PVD oluştuğunda retina tarafında kalan cebin arka duvarının makulayı bozduğu olgular vardır. Vitreus cebinin arka duvarında hücre proliferasyonu makulaepiretinal membranını oluşturabilir ve bunlar genellikle sekonder olgularda veya gençlerde görülür. Arka vitreus dekolmanı oluştuğunda spontan ayrılma meydana gelebilir.
Ayrıca, cerrahi sırasında olguların %20.1’inde arka vitreusun yapışık olduğu gözlenmiştir ve Weiss halkasının varlığının her zaman arka vitreusun tam ayrılması anlamına gelmediğine dikkat edilmelidir12).
NF2 ilişkili makulaepiretinal membranında immün boyamada GFAP zayıf pozitif, nestin orta derecede pozitif bulunmuştur ve Müller hücre kaynaklı bileşenlerin baskın olduğu düşünülmektedir9).
Başlıca risk faktörleri aşağıda listelenmiştir.
Yaş: 50 yaş üzerinde hızla artar, 75 yaş üzerinde prevalans daha da yükselir.
Arka vitreus dekolmanı (PVD): İdiyopatik makulaepiretinal membranının en büyük tetikleyicisi.
Kadın cinsiyet: Sistematik bir incelemede (49.000’den fazla vaka) anlamlı bir risk faktörü olarak doğrulanmıştır13).
Retina yırtığı ve retina dekolmanı: Sekonder makulaepiretinal membranının başlıca nedenleri.
Göz içi cerrahi öyküsü: Katarakt cerrahisi, sekonder ERM için kanıtlanmış bir risk faktörüdür 12).
Diyabet ve hiperlipidemi: Selofan makülopati için risk faktörleri (MESA verileri) 12).
Retina damar tıkanıklığı ve üveit: Enflamasyon sonrası proliferatif yanıt olarak ortaya çıkar.
Wikimedia Commons. File:EpiretinalMembrane_OCT.png. License: CC BY-SA.
89 yaşında bir erkekte epiretinal membranın optik koherens tomografi (OCT) görüntüsü. Metnin «4. Tanı ve test yöntemleri» bölümünde ele alınan epiretinal membrana karşılık gelir.
Vasküler geçirgenlik ve nonperfüzyon değerlendirmesi
Eşlik eden hastalıkların ayırıcı tanısı
Fundus muayenesi
Yüzey parlaklığı ve kıvrım kontrolü
Tarama
Optik Koherens Tomografi (OCT) tanının temelini oluşturur. ERM, OCT’de iç yüzeyde hiperreflektif bir tabaka olarak görülür ve sıklıkla iç retinadan gelen bacaklarla (pegs) tutunarak dalgalı bir kesit gösterir. Foveal çöküntünün kaybı, retina dış tabakalarında kabarıklık ve kistoid değişiklikler izlenir. OCT kullanılarak vitreus veya membran dokusuna bağlı retina traksiyonu, retina ödemi, kistoid değişiklikler, retina dekolmanı varlığı ve ellipsoid zon (EZ) durumu da değerlendirilebilir. Preoperatif ILM defekti tahmininde en face OCT yararlıdır ve vakaların %22.7’sinde ILM defekti preoperatif olarak doğrulanmıştır1).
ERM+VMT birlikteliği ERM’li gözlerin %57’sinde, VMT’li gözlerin ise %65’inde ERM eşlik ettiği bildirilmiştir12).
OCTA (Optik Koherens Tomografi Anjiyografi) yüzeyel kapiller pleksusta (SCP) vasküler alan yoğunluğunda (VAD) artış gösterir2). Ayrıca epiretinal membran kaynaklı intraretinal neovaskülarizasyonun tespitinde de faydalıdır6).
Floresein anjiyografi (FA): Erken ERM’de nispeten normal görünüm izlenir. Membran kontraksiyonu ilerledikçe traksiyon merkezi yakınında damar kıvrımlanması, çevrede damar düzleşmesi görülür. Traksiyon altındaki kapillerlerden sızıntı paterni de gözlenir. Kistik boşluklarda boya birikimi olduğunda, psödofakik gözde KME’den (KME daha petaloid paternlidir ve optik disk hiperfloresansı eşlik eder) ayırt edilmelidir 12). FA/OCTA ayrıca eşlik eden retinal vasküler tıkanıklık, diyabetik retinopati, maküler telanjiektazi ve koroidal neovaskülarizasyonun saptanmasında da faydalıdır 12).
Preoperatif OCT’de ellipsoid zon (EZ) ve interdigitasyon zonu (İZ, koni dış segment uç çizgisi) intakt olduğunda, postoperatif görme keskinliğinin daha iyi olma eğilimi vardır 12). Dış retina, EZ ve fotoreseptör dış segment uzunluğu postoperatif dönemde düzelebilir ve normale dönebilir (her parametre görme iyileşmesi ile korelasyon gösterir). Zaman domain OCT ile yapılan 101 gözlük bir çalışmada, fotoreseptör tabakasının hasarı, postoperatif kötü görme için prediktif faktör olarak bildirilmiştir 12).
Epiretinal membranın özel bir tipi maküler psödohol (yalancı delik) dur. Epiretinal membranın kontraksiyonu ile foveal çöküntü silindirik hale gelir ve maküler deliğe benzer bir görünüm oluşur.
Klinik ayırıcı tanı noktaları: Maküler psödoholde görme keskinliği genellikle nispeten iyi korunur. Yarık lamba muayenesinde Watzke-Allen işareti ayırıcı tanıda faydalıdır; maküler delikte yarık ışığı uygulandığında hastada ışıkta boğulma hissi olur (pozitif), maküler psödoholde ise ışık düzgün genişlikte algılanır (negatif). OCT kullanımı ile ikisinin ayırımı kolaydır.
Görme bozukluğu ve retinal kalınlaşma olması cerrahi endikasyonun ön koşuludur. Görme iyi olsa bile retinal kalınlaşma belirgin ve metamorfopsi şiddetli ise veya tam kat maküler delik eşlik ediyorsa cerrahi endikedir.
Görme azalmasının nispeten akut olması ve katarakt derecesine kıyasla görme bozukluğunun epiretinal membrana bağlı olduğu düşünülmesi de cerrahi endikasyonudur. Semptomların ilerleme hızı, hastanın mesleği ve yaşam üzerindeki etkisi (okuma güçlüğü, araç kullanma zorluğu) ayrıntılı olarak sorgulanmalı ve son karar hastanın subjektif semptomlarına göre verilmelidir. Cerrahi seçmeli (elektif) olup acil değildir 12).
QEpiretinal membran tanısında en önemli test nedir?
A
OCT (Optik Koherens Tomografi) en önemli testtir. Retina yüzeyinde yüksek yoğunluklu membranöz yapıyı ve retinal kalınlaşmayı non-invaziv olarak görüntüleyebilir; tanı, cerrahi endikasyon kararı ve postoperatif takipte kullanılır. Foveal çöküntünün kaybı, ellipsoid zonun durumu ve intraretinal kistik değişiklikler de değerlendirilebilir. Preoperatif EZ/İZ bütünlüğü postoperatif prognoz tahmininde de faydalıdır 12).
Epiretinal membran tedavisinde standart cerrahi yöntem pars plana vitrektomi (PPV) + epiretinal membran soyulması + İLS (internal limitan membran) soyulmasıdır. 23G, 25G ve 27G mini-insizyonlu vitrektomi (MIVS) standart olup, minimal invaziv ve erken iyileşme sağlar.
Epiretinal membran soyulması
Amaç: Traksiyon kaynağı olan proliferatif membranı çıkarmak ve retina morfolojisini düzeltmek.
Teknik: Vitrektomi forsepsi ile membranın kenarı tutulur ve makula deliği oluşturmamak için fovea üzerinden dikkatlice sıyrılır. Arka vitreus dekolmanı gelişmemiş olgularda yapay PVD oluşturulması membranı da aynı anda ayırabilir.
İLS soyulması
Amaç: Epiretinal membran nüksünü önlemek ve retinanın daha tam olarak yayılmasını sağlamak.
İLS sınır yönetimi: Sadece epiretinal membran çıkarılsa bile genellikle İLS’de yırtık oluşur. İLS’nin soyulduğu ve soyulmadığı alanlar arasındaki sınırın makuladan geçmemesi için ek soyulma yapılır. Preoperatif en face OCT’de %22,7 olguda İLS defekti saptanır1) ve defekt kenarından soyulma tekniği (defect-edge technique) faydalıdır1).
Boya kullanımı: İLS/ERM boyaması için brilyant mavisi G (BBG, TISSUEBLUE®) FDA onaylıdır (2019) ve yaygın kullanılır. ICG, tripan mavisi ve triamsinolon da off-label kullanılır. Düşük konsantrasyonlarda güvenli kabul edilir, ancak ışık maruziyet süresinin en aza indirilmesi önemlidir ve tartışma devam etmektedir12). Periferik vitreus tıraşlaması (özellikle kanül yakınına odaklanarak) iyatrojenik retina yırtığı riskini azaltabilir.
Görme iyileşme oranı: Olguların yaklaşık %80’inde Snellen 2 sıra veya daha fazla görme iyileşmesi elde edilir12) (önceki raporlarda %7311)). %10-20’sinde görme değişmez veya kötüleşir.
VFQ-25 skoru: Postoperatif 6. ve 24. aylarda anlamlı iyileşme gösterir12).
Uzun dönem sonuçları (Elhusseiny 2020, 49 göz, ortalama 111 ay takip): BCVA 0,56 (20/72) → 1. yıl 0,33 (20/42) → 3. yıl 0,25 (20/35) → 10. yıl 0,28 (20/38) olarak iyileşme 3. yıla kadar devam etmiş ve 10. yıla kadar stabil kalmıştır17).
Görme iyileşme süreci: Postoperatif 3-6 ay boyunca kademeli iyileşme ve bazen 12. aya kadar yavaş iyileşme devam edebilir. Postoperatif 1. yılda hala retina kalınlaşması ve buna bağlı görme fonksiyon bozukluğu kalabilir. Postoperatif görme, preoperatif görme ile iyi korele olduğundan, görme çok düşmeden cerrahi yapmak önemlidir.
ILM soyulması ERM nüksünü önlemede etkilidir ve mevcut standart cerrahiye dahil edilmiştir12).
Nüks önleme etkisi: ILM soyulması olmadan ERM nüks oranı %8.6-21, ILM soyulması ile %0-2.6’dır12).
Ducloyer 2024 RCT (213 göz): Kendiliğinden soyulma 101 göz, aktif ILM soyulması 51 göz, soyulma yok 49 göz karşılaştırıldı. Nüks oranı aktif soyulmada %0 vs soyulma olmayanda %19.6 anlamlı fark. Ancak aktif ILM soyulması grubunda BCVA ve mikroperimetri iyileşmesi biraz gecikti18).
2017 meta-analizi: Görme iyileşmesinde net bir fark yokken, ERM nüksünün baskılanmasında ILM soyulması grubunun üstün olduğu bildirilmiştir19).
Sonuç: ILM soyulması nüksü önlemede etkilidir ancak görme üzerinde net bir üstünlüğü yoktur. İç retinal kayıp (DONFL) oluşabilir ancak fonksiyonel etkisi bilinmemektedir.
VMT (Vitreomaküler Traksiyon) ERM ile yakından ilişkilidir ve sıklıkla birlikte görülür.
VMT ≤1500 μm: %23-47’si 1-2 yıl içinde kendiliğinden düzelir. Görme stabil ise takip bir seçenektir12).
Geniş VMT (>1500 μm), maküla dekolmanı eşlik eden vakalar ve kötü görme: Kendiliğinden düzelme beklenmez ve vitrektomi endikedir12).
Pnömatik vitreoliz (gaz enjeksiyonu ile VMT çözülmesi): İntravitreal 0.3 ml C3F8 enjeksiyonu bazı çalışmalarda %85.7 VMT çözülme oranı göstermiştir, ancak DRCR Retina Network RCT’sinde retina yırtığı ve dekolmanı insidansı beklenenden yüksek olmuş ve güvenlik endişeleri nedeniyle erken sonlandırılmıştır12). Şu anda net kanıt eksiktir ve risk-fayda bireysel değerlendirilmelidir.
Okriplazmin (Ocriplasmin): Rekombinant proteaz. 2012’de FDA onayı (semptomatik VMA/VMT). Faz III çalışmasında %27 vs plasebo %10 VMA çözülmesi (P<0.001)12). ERM ile birlikte VMT’de etkisi sınırlıdır (VMA çözülme oranı %8.7 vs plasebo %1.5) ve tek başına ERM’de etkisizdir12). Yan etkiler: vitreus uçuşan cisimleri, fotopsi, göz ağrısı, bulanık görme (yaklaşık %10, ilk hafta). Ciddi yan etkiler: akut ciddi görme azalması, ERG anormalliği, renk görme bozukluğu nadiren bildirilmiştir ancak çoğu geri dönüşümlüdür12).
Anti-VEGF + fotodinamik tedavi (PDT) sonrası spontan ayrılma: Fotodinamik tedavi sonrası epiretinal membranın spontan ayrılmasının meydana geldiği olgular bildirilmiştir4).
Bunlar yalnızca olgu sunumlarıdır ve şu anda standart tedavi değildir.
QILM (iç sınırlayıcı membran) soyulması mutlaka yapılmalı mıdır?
A
ILM soyulması, epiretinal membran nüksünü önlemede etkilidir ve mevcut standart cerrahiye dahil edilmiştir. Nüks oranı ILM soyulması ile %0-2,6, soyulmasız %8,6-21 olarak bildirilmiştir12). Preoperatif en face OCT’de ILM defekti tespit edilirse (%22,7’de mevcuttur), defekt kenarından soyulma tekniği gerekir1). Ancak teknik olarak zordur ve RPE atrofisi gibi komplikasyon riskleriyle denge gözetilerek karar verilmelidir. Aktif ILM soyulması grubunda görme iyileşmesi biraz gecikebilir18).
QAmeliyattan sonra görme ne zaman düzelir?
A
Görme iyileşmesi postoperatif 3-6 ay boyunca yavaşça ilerler ve postoperatif 12 aya kadar devam edebilir. Postoperatif 1 yılda bile retina kalınlaşması ve buna bağlı görme fonksiyon bozukluğu kalabilir, bu nedenle uzun süreli takip önemlidir. Uzun dönem sonuçları, iyileşmenin postoperatif 3 yıla kadar sürdüğünü ve 10 yıla kadar stabil kaldığını göstermektedir17). Preoperatif retina deformasyonunun derecesi ve EZ bütünlüğü iyileşme prognozunu belirler.
Epiretinal membran oluşumu, aşağıdaki aşamalardan geçen bir yara iyileşmesi benzeri reaksiyon olarak anlaşılmaktadır11).
PVD ve Artık Vitreus Korteksi: PVD sırasında vitreus korteksinin bir kısmı ILM üzerinde kalır.
ILM Mikro Yırtıkları (Geleneksel Hipotez): Kalan vitreus korteksinin traksiyonu ILM’de mikro yırtıklara neden olur.
Hücre Göçü: ILM yırtıklarından retina glial hücreleri (Müller hücreleri, astrositler), RPE hücreleri ve makrofajlar vitreus boşluğuna göç eder.
Proliferasyon ve Fibroblast Farklılaşması: Göç eden hücreler çoğalır ve fibroblast benzeri kasılabilir hücrelere farklılaşarak epiretinal membranı oluşturur.
İdiyopatik ERM’nin ana hücresel bileşeni olarak laminositler (arka vitreus membranı kaynaklı hiyalositler) dikkat çekmektedir12). Hiyalositler kemik iliği kaynaklı hücrelerden köken alır ve sürekli yenilenir. Glial hücreler ve hiyalositler fibroblast/miyofibroblastlara farklılaşarak ekstraselüler matriks oluşumu ve fibrozise yol açar ve ERM oluşumuna neden olur. ERM’nin yapısı çeşitlidir ve birden fazla köken ve neden bulunur.
ILM yırtığı gerektirmeyen yeni hipotezde, ILM üzerindeki artık vitreus korteksindeki hiyalositler miyofibroblastlara aktive olur ve doğrudan ERM’yi oluşturup kasarlar12).
İdiyopatik vakalarda, vitreus korteksinde fibroblast, miyofibroblast, glial hücre, makrofaj, inflamatuar hücre, vitreus hücresi ve retina pigment epitel hücresi proliferasyonu rol oynar ve buna ekstraselüler matriks değişiklikleri eklenerek membran dokusu oluşur.
Sekonder vakalarda, kan-retina bariyerinin bozulması sonucu sitokinler salınır ve retina pigment epitel hücreleri ile glial hücreler vitreus korteksi ve internal limitan membran üzerinde çoğalarak membran oluşturur.
Damarlar üzerine etki: Epiretinal membran traksiyonu, foveal avasküler zon (FAZ) alanında azalmaya ve yüzeyel kapiller pleksus (SKP) VAD’sinde anlamlı artışa neden olur2). FAZ alanı ile en iyi düzeltilmiş görme keskinliği (EDGK) arasında anlamlı bir ters korelasyon (r = −0.683) bulunmuştur2) ve FAZ morfolojisi görsel fonksiyonun önemli bir göstergesidir.
NF2’ye bağlı epiretinal membranda, tümör baskılayıcı genin fonksiyon kaybı, Müller hücresi benzeri glial bileşenlerin anormal proliferasyonuna ve epiretinal membran oluşumuna yol açar. İmmün boyamada GFAP zayıf pozitif, nestin orta derecede pozitif patern gösterir9).
7. Güncel Araştırmalar ve Gelecek Perspektifler (Araştırma Aşamasındaki Raporlar)
Ducloyer ve ark. (2024) tarafından 213 göz üzerinde yapılan RCT’de (101 göz spontan soyulma, 51 göz aktif ILM soyulması, 49 göz soyulmamış), nüks oranı aktif soyulma grubunda %0, soyulmama grubunda %19.6 olarak anlamlı fark gösterilmiştir18). Bununla birlikte, aktif ILM soyulması grubunda postoperatif EDGK ve mikroperimetri iyileşmesi biraz gecikmiştir. Nüks önleme ve görsel fonksiyon iyileşmesi arasındaki denge konusunda gelecekteki uzun dönem sonuçlarının değerlendirilmesi gereklidir.
Elhusseiny ve ark. (2020) tarafından 49 göz ve ortalama 111 ay (yaklaşık 9.3 yıl) takip süresi olan raporda, EDGK’nin preoperatif 0.56’dan 1. yılda 0.33’e, 3. yılda 0.25’e ve 10. yılda 0.28’e iyileştiği, postoperatif 3 yıla kadar iyileşmenin devam ettiği ve 10 yıla kadar stabil kaldığı gösterilmiştir17). Uzun dönem görsel fonksiyonun korunması açısından erken cerrahi müdahale desteklenmektedir.
OCTA ile Preoperatif ve Postoperatif Vasküler Akım Değerlendirmesi
Frisina ve ark. (2023), idiyopatik epiretinal membranlı gözlerde FAZ alanının sağlıklı gözlerin yaklaşık yarısına (0.11 mm²’ye karşı 0.24 mm²) düştüğünü ve SKP’de VAD’nin anlamlı şekilde arttığını OCTA ile doğrulamıştır2). Ayrıca FAZ alanı ile EDGK arasında anlamlı bir ters korelasyon (r = −0.683) rapor etmiş ve OCTA’nın preoperatif prognoz tahmin aracı olarak umut verici olduğunu göstermiştir. logMAR görme keskinliği postoperatif olarak 0.4’ten 0.1’e anlamlı şekilde iyileşmiştir.
Sasajima ve Zako (2023), ameliyat öncesi en face OCT ile vakaların %22.7’sinde ILM defekti tespit etmiş ve ILM defekt kenarından soyulma tekniğinin (defect-edge technique) güvenli ve etkili olduğunu bildirmiştir 1). Defekt bölgesinin ameliyat öncesinde belirlenmesi, cerrahi planlamanın doğruluğunu artırabilir.
Fundus fotoğrafları veya oftalmoskopi ile yapay zeka kullanılarak ERM tanısı değerlendirme aşamasındadır 12). Maliyet ve erişilebilirlik açısından avantajları olduğu belirtilmekte ve taramada kullanılması beklenmektedir. Ancak tanısal doğruluk doğrulaması hâlâ devam etmektedir ve OCT, ERM tanısında fiili standart (de facto standard) olarak merkezi rolünü sürdürmektedir.
Venkatesh ve ark. (2022), BBG ve endoillüminasyon ışığı kombinasyonuna bağlı makula hasarı vakalarını bildirmiş 10) ve BBG kullanımında maruz kalma süresi sınırlaması ile uygun ışık yoğunluğu yönetiminin önemini göstermiştir. Güvenli bir boyama protokolünün oluşturulması gelecekteki bir zorluktur.
PAMM Benzeri Komplikasyonların Tanınması ve Önlenmesi
Koiwa ve ark. (2024), epiretinal membran için vitrektomi sonrası PAMM benzeri parafoveal retinal iskemi vakalarını bildirmiş 5) ve ameliyat öncesi kan akımı değerlendirmesi ile ameliyat sırasında göz içi basıncı yönetiminin komplikasyonların önlenmesinde önemli olduğunu belirtmiştir.
Sasajima H, Zako M. Internal limiting membrane peeling technique from internal limiting membrane defect edge. Clin Case Rep. 2023;11(5):e7279. doi:10.1002/ccr3.7279. PMID: 37155426.
Frisina R, De Salvo G, Tozzi L, et al. Effects of physiological fluctuations on the estimation of vascular flow in eyes with idiopathic macular pucker. Eye (Lond). 2023;37(7):1470-1478. doi:10.1038/s41433-022-02158-4. PMID: 35794376.
Mashayekhi A, Shields CL, Shields JA, et al. Malignant epiretinal membrane after proton beam radiation. J Ophthalmic Vis Res. 2023;18(4):445-451. doi:10.18502/jovr.v18i4.14558.
Munoz-Solano J, Preziosa C, Staurenghi G, Pellegrini M. Resolution of epiretinal membrane after anti-VEGF and photodynamic therapy of retinal hemangioblastoma. Am J Ophthalmol Case Rep. 2024;33:101994. doi:10.1016/j.ajoc.2024.101994. PMID: 38303898. PMCID: PMC10831802.
Koiwa C, Chi P, Yamamoto S, Nakao S. Extramacular paracentral acute middle maculopathy-like retinal ischemia after vitrectomy for epiretinal membrane. Am J Ophthalmol Case Rep. 2024;36:102221. doi:10.1016/j.ajoc.2024.102221. PMID: 39634097. PMCID: PMC11615521.
Giachos I, et al. ERM-induced intraretinal neovascularization. Am J Ophthalmol Case Rep. 2021;23:101180.
Alshahrani ST, Al Zoba A, Uwaydah Z. Epiretinal membrane separation following dexamethasone intravitreal implant in diabetic macular edema: a case report. Ophthalmol Ther. 2022;11(2):737-742. doi:10.1007/s40123-022-00472-4. PMID: 35362248.
Rivera-Valdivia N, et al. RPE atrophy after ERM/ILM peeling. Rom J Ophthalmol. 2022;66(1):79-83.
Kunikata H, Nishiguchi KM, Watanabe M, Nakazawa T. Surgical outcome and pathological findings in macular epiretinal membrane caused by neurofibromatosis type 2. Digit J Ophthalmol. 2022;28(1):12-16. doi:10.5693/djo.02.2021.06.001. PMID: 35573141.
Venkatesh R, Yadav NK, Pereira A, et al. Phototoxic maculopathy following brilliant blue G-assisted internal limiting membrane peeling. J Curr Ophthalmol. 2022;34(2):267-270. doi:10.4103/joco.joco_46_22.
Flaxel CJ, Adelman RA, Bailey ST, et al. Idiopathic Epiretinal Membrane and Vitreomacular Traction Preferred Practice Pattern. Ophthalmology. 2020;127(2):P145-P183.
Bailey ST, Vemulakonda GA, et al. Idiopathic Epiretinal Membrane and Vitreomacular Traction Preferred Practice Pattern. Ophthalmology. 2025;132(2):P203-P237.
Xiao W, Chen X, Yan W, et al. Prevalence and risk factors of epiretinal membranes: a systematic review and meta-analysis of population-based studies. BMJ Open. 2017;7:e014644. doi:10.1136/bmjopen-2016-014644. PMID: 28951399.
Fraser-Bell S, Guzowski M, Rochtchina E, et al. Five-year cumulative incidence and progression of epiretinal membranes: the Blue Mountains Eye Study. Ophthalmology. 2003;110(1):34-40. PMID: 12511343.
Meuer SM, Myers CE, Klein BE, et al. The epidemiology of vitreoretinal interface abnormalities as detected by spectral-domain optical coherence tomography: the Beaver Dam Eye Study. Ophthalmology. 2015;122(4):787-795.
Ng CH, Cheung N, Wang JJ, et al. Prevalence and risk factors for epiretinal membranes in a multi-ethnic United States population. Ophthalmology. 2011;118(4):694-699. doi:10.1016/j.ophtha.2010.08.009.
Elhusseiny AM, Smiddy WE, Flynn HW Jr, et al. Long-term visual and anatomical outcomes after epiretinal membrane peeling. Retina. 2020;40(10):1952-1959. doi:10.1097/IAE.0000000000002705. PMID: 31764264.
Ducloyer JB, et al. Pros and cons of internal limiting membrane peeling during epiretinal membrane surgery: a randomised clinical trial with microperimetry (PEELING). Br J Ophthalmol. 2024. doi:10.1136/bjo-2023-324990. PMID: 38901960.
Chang WC, Lin C, Lee CH, et al. Vitrectomy with or without internal limiting membrane peeling for idiopathic epiretinal membrane: a meta-analysis. PLoS One. 2017;12(6):e0179105. doi:10.1371/journal.pone.0179105. PMID: 28622372. PMCID: PMC5476241.
Makale metnini kopyalayıp tercih ettiğiniz yapay zeka asistanına yapıştırabilirsiniz.
Makale panoya kopyalandı
Aşağıdaki yapay zeka asistanlarından birini açın ve kopyalanan metni sohbet kutusuna yapıştırın.